Kategori: Finance

BES’te Katkı ve Katılım Katkı Fonu

Devlet Katkısı

Bireysel Emeklilik Sistemi, aktif çalışma yaşamı boyunca yapılacak düzenli tasarrufların uzun dönemli yatırıma yönlendirilmesi ile emeklilik döneminde bireylerin finansal açıdan daha rahat etmesi için güvenli bir şekilde tasarruf yapılmasını, bu tasarrufların ayrıca yatırıma çevrilmesini sağlayan özel bir emeklilik sistemidir.

Türkiye’de sosyal güvenlik reform çalışmaları başlatılarak, 28.03.2001 yılında Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu çıkarıldı. Kanun, 7 Ekim 2001 tarihinde yürürlüğe girdi ve nihayetinde Bireysel Emeklilik Sistemi 27 Ekim 2003 tarihinde ilk emeklilik planlarının onaylanmasıyla birlikte fiilen başladı. 1 Ocak 2013 tarihi itibari ile de katılımcıların yatırdıkları katkı paylarının %25’i oranında devlet katkı sağlamaya başlanmasıyla, sisteme katılım oranı arttı. Böylece katılımcı tarafından yatırılan her 100 TL’ye 25 TL devlet yatırmaya başlamış oldu. Yapılan devlet katkıları farklı kesimlerden yatırımcıya hitap etmektedir. Bu sebeple de farklı 2 grupta değerlendirilir.

 

Katkı Fonları ve Katılım Katkı Fonları

Yapılan devlet katlısı temelde ikiye ayrıldığını yukarıda da belirtmiştik. Bunlardan birincisi faizli devlet katkısı fonları iken, diğeri ise faizsiz devlet katkısı fonlarıdır. Faizli seçenekte en az %70 oranında kamu borçlanma araçlarına yatırım yapan devlet katkısı fonları, faizsiz seçenekte de kamu kira (sukuk) sertifikalarına yatırım yapıyor. Aslında devlet tahvili ve kira sertifikaları arasında temelde bir getiri farkı yok.

Devlet katkısı fonları Türk Lirası cinsinden varlıklara yatırım yapıyor. Portföyüne en az %70 oranında kamu tarafından ihraç edilmiş, tahvil, bono, gelir ortaklığı senedi, kira sertifikaları, VDMK (varlığa dayalı menkul kıymet) vb. alıyor. En az %10’u BİST 100, BİST Sürdürülebilirlik, BİST Kurumsal Yönetim ve BİST Katılım endekslerinde yer alan hisse senetlerinden oluşuyor. Portföyün geriye kalanı da TL cinsinden katılma hesabı, mevduat ve yine kamu kaynaklı borçlanma araçlarıyla, repo-ters repo ve Takasbank Para Piyasası işlemlerinden meydana geliyor. Devlet katkısı fonlarının faizli devlet katkısı fonu ve faizsiz devlet katkısı fonu şeklinde iki farklı türü olduğunu bahsetmiştik. Faizsiz devlet katkısı fonlarına katılım katkı fonu adını alıyor. Portföylerine de en az %70 kira sertifikaları ve en az %10 BİST
Katılım endeksindeki hisse senetlerini dahil ediyorlar.

Faiz hassasiyeti taşıyan bireyler için katılma hesaplarına, altına, katılım bankacılığı ilkelerine uygun hisse senetlerine ve uygunluk onayı alınmış kamu ve özel sektöre, sukuklara (kira sertifikalarına) dayalı emeklilik yatırım fonları oluşturulmuştur. Bunların dışında sarf akdi kurallarına uyularak dövize, gayrimenkule ve emtiaya yatırım yapılması da faiz içermeyecektir.

Faizsiz bireysel emeklilikte danışma kurulu onayından geçmiş, dinen alım satımına izin verilmiş, faizsiz ve katılım bankacılığı ilkelerine uygun olduğu konusunda görüş alınmış enstrümanlara yatırım yapılmaktadır.

Faizsiz emeklilik yatırım fonlarının içeriğinde bulunan finansal enstrümanları ise şöyle değerlendirebiliriz:

    • Katılım bankalarında açılacak katılma hesapları
    • Katılım endeksine uygun hisse senetleri:
    • Altın ve kıymetli madenlere
    • Faizsiz menkul kıymet yatırım fonları
    • Türkiye’de veya yurtdışında ihraç edilen sukuk, kira sertifikası vb. faizsiz borçlanma araçlarıdır.

Bilişsel ve Duygusal Yatırım Önyargısı

Etkin Piyasalar Hipotezine göre piyasalar rasyoneldir ve tüm bilgileri içermektedir. Bu ifade piyasalarda değerlenen yatırım araçlarının, oluşan tüm haberler ve gelecek beklentileri doğrultusunda yatırımcıları tarafından objektif ve adil bir şekilde fiyatlanmış olması demektir. Peki bu ifade bir bilgisayar olmayan ve duygusal canlılar olan insanlar için nasıl geçerli olabiliyor? Bilişsel ve Duygusal Yatırım Önyargısına bakarken aslında bunun çok da geçerli olduğunu söyleyemeyiz.

Daniel Kahneman ve Amos Tversky, psikoloji ve insan davranışları üzerinde çalışmış özellikle insan psikolojisinin ekonomi üzerindeki etkilerini incelemiş, alanında önde gelen iki psikologdur. Birlikte yayınladıkları birçok önemli makale ve çalışma arasından en önemlisi olarak görülen ve 2002 yılında Daniel Kahneman’a da Ekonomi alanında Nobel ödülü kazandıran “Beklenti Teorisi – Prospect Theory” ‘dir. Beklenti Teorisine göre insanların aynı miktardaki kayıplara gösterdikleri tepkiler, kazançlara karşı gösterdikleri tepkilerden daha fazladır. Yani girdi miktarı sabit olan bir denklemde çıktılar farklılık gösteriyor. Bu davranış farklılıkları insanların piyasalarda işlem yaparken de karşılarına çıkıyor. Bir yatırım aracına yapılan yatırım sonrası elde edilen kar ile hemen yatırımdaki işlemi kapatmak ya da zarar eden bir yatırım aracından zarar kes diyerek çıkamamak, işlemi sonlandıramamak, bak şu seviyeden sonra tekrar eski pozisyonuna gelecek düşüncesiyle zararın büyümesinin önüne geçememek…

Yatırımcılar olarak yatırım araçlarımıza karşı bazen fazla duygusal davranıyoruz. Doğru piyasa araştırması yapmamak, tüm yumurtaları aynı sepete koymak ya da belki de fazla ve hızlı kazanma hırsıyla fazla risk almak bizi yatırımlarımıza karşı yanlış kararlar almaya itiyor. Tabii ki duygusal canlılarız ve bazı önyargılarımız da var.

Bilişsel Önyargı Nedir?

Bilişsel Önyargılar, insanların çevrelerinde yaşadıkları olayları yorumlarken ve bu yorumları doğrultusunda kararlarını alırken oluşan sistematik hatalar dizisidir. Bilişsel önyargılar, birçok kez beynimizin bilgiyi daha kolay yorumlamak amacıyla basitleştirmesinin bir sonucudur. Bu sistematik hatalar dizisi birçok yatırımcı ve akademisyen tarafından da incelenmektedir.

Peki bu bilişsel önyargılar nelerdir?

  • Aşırı Güven

Bu yanılsama, kişinin, becerilerine ve yeteneklerine aşırı bağlılığından kaynaklanır ve en tehlikeli yargı olarak nitelendirilebilir. Davranışsal finans dalında ve sermaye piyasalarında etkisi çokça görülür. Oluşan aşırı güvenin en yaygın tezahürü kontrol yanılsaması, zamanlama hatalarıdır.

  • Sürü Psikolojisi

Sürü psikolojinin etkisini sadece finans ve yatırım alanında değil birçok alanda görmekteyiz. İnsanlar, çevresinde alınan kararlardan etkilenmek ve bunların doğruluğunu kabul etmek için her hangi bir bağımsız araştırmaya gerek duymaz ve eğer fazlaca kişinin kabul ettiği bir konu ise detayını incelemeden kendisi de kabul eder. Bu da eğer yapılan yorumlar yanlış ve yatırımlar hatalı ise sonucun neredeyse toplu bir katliama dönüşmesi demek oluyor.

  • Kayıptan Kaçınmak

Yatırımcılar pozitif getiri elde etmek için yatırım yapsalar da asıl önemli olan konu ise yatırımlarından zarar etmemektir. Bu konu onları yatırımlarının hareketliliği konusunda en çok zorlayan süreçtir. Kayıpların yaşanması yatırımcılara anlık hatalı kararlar aldırarak, zararın büyümesine sebep verebilir.

  • Doğrulama Eğilimi

İnsanlar, kulaklarını sadece çevrelerinde var olan ve düşüncelerini destekleyen yorumlara ve olaylara kabartır. Diğer yorumları ve etkileri kendi fikirlerine ters düştüğü için görmezden gelir. Bu eğilim birçok yönüyle aşırı güven duygusunu besler. Kendi fikirlerine aşırı bağlılık sonucunda yatırımcıları hatalı kararlar almaya itebilir.

  • Dikkat Yanılgısı

Yatırım yaparken, yatırım aracını etkileyebilecek bazı durumları göz önünde bulundurarak, önemli bazı durumlar ise daha önemsiz görülüp göz ardı edilebilir ve ya akla hiç gelmeyebilir. Bu yanılgı ile hatalı sonuçlar doğurabiliriz. Bu hatanın doğmasına sebep olacak en önemli algı ise kendi fikirlerimize duyduğumuz aşırı güvendir. Aşırı güven, geniş çerçeveden durumları yorumlamamıza engel olmaktadır.

  • Fikir Birliği Yanılsaması

Fikirlerinize olan desteğin, sayıca fazlalığı size, doğru yaptığınız ve kazanacağınızın hissini uyandırır.

Kar edemediğiniz Önyargıları En Aza İndirmek

Yatırımlarımızı yapmadan önce detaylı bir araştırma yapmak ve geniş çerçeveden düşünmek yatırımlarımızı ve getirilerini önyargılarımızdan koruyacak ilk adım olacaktır.

Başka kişilerin fikirlerine, araştırma yapmadan bağlılık sonucunda yapılan yatırımlarda yatırımcılar anlık kararlar verirken çaresiz kalabilir. Bu noktada doğru araştırma yapmış olmak ve yatırımları en uygun korelasyonda oluşturulmuş portföylerde değerlendirmek en doğru karar olacaktır.

Kendi fikirlerimize güvenmek tabi ki doğrudur. Ancak öz eleştiri yapmak ve tam tersi fikirlere açık olarak kararlarımızı süzgeçten geçirmek oluşabilecek büyük ölçekli kayıplardan bizi koruyacaktır.

Bilişsel Önyargılar hakkındaki bu yazımızı beğendiyseniz, davranışsal finans hakkındaki “Davranışsal Finans Nedir?” başlıklı yazımızı da okumanızı tavsiye ederiz.

Çocuklarınız İçin Hedefli Yatırım

Çocuğumuzun geleceğini şekillendirmek, sağlıklı ve güzel bir hayat yaşamasını sağlamak tamamen ebeveynler olarak bizlerin alacağı doğru kararlar ve atacağımız doğru zamanlamalı adımlara bağlıdır. Ebeveynler olarak çocuğumuz olacağını öğrendiğimiz ilk dakikadan itibaren onun için birikim planı yapmaya başlamalıyız.

Çocuğunuzun, geleceğinin tamamen sizin elinizde olduğu gerçeği onlar için yapılacak yatırımın ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor.

Çocuğunuzun iyi bir eğitim kurumunda eğitim alması, onu ileride karşılaşacağı zorluklara karşı daha başarılı ve güçlü kılacaktır hiç kuşkusuz.

“Eğitimi kadar hobileri de önemli, bu konuda neler yapılabilir?” diyorsanız yapacağınız birikim ile çocuğunuzun sosyal aktiviteleri için kullanabileceği bir kaynak da oluşturabilirsiniz.

Peki Bunlar için Nasıl Yatırım Yapabiliriz?

Birçoğumuz, günlük yaşamımızda bazı zorunlu olmayan keyfi harcamalar yapıyoruz. Bu keyfi harcamaların yerine yapılacak doğru yatırımların geleceğimizi kurtaracağını unutarak bu harcamaları yapıyoruz. Oysaki bugün bile günlük 25 TL’lik bir birikim ile aylık olarak 1,5 gr altın alınabilmektedir.
Geleceğini güvence altına almak istediğimiz çocuklarımızın gelecekte ihtiyaç duyabilecekleri yatırımı yapmak için bugünden çok büyük miktarlarda paralar biriktirmenize gerek olmadığını da belirtmek isterim.

2010 yılı Ocak ayında 1 gram altın satış fiyatı 54 lira iken asgari ücret 599 lira idi. Bu da asgari ücret ile çalışan bir çalışanın 1 aylık maaşı ile yaklaşık 11 gram altın alabileceği anlamına gelir. 2020 yılı Kasım ayına geldiğimizde ise 1 gram altının satış fiyatının 500 lirayı geçtiği bir dönemi yaşıyoruz. Altın fiyatları neredeyse 8,5 kat artmış durumda. Bu hesaplama bile geçmişte yapılacak doğru yatırımların çocuklarınızın geleceğini nasıl kazanacağınızı size göstermektedir. Düzenli olarak alıp çocuğunuz için kenara attığınız altınların dönem içinde kazandığı değerle birlikte çocuğunuz 18 yaşına geldiğinde elde edeceği değer gözünüzde canlandı mı?


Bireysel yatırımlar dışında, bankalarda çocuklarınız için oluşturacağınız birikim hesaplarını, kumbara hesaplarını ve devlet teşviklerini de değerlendirmelisiniz. Günümüzde birçok banka çocuklarımız için yapacağımız birikimleri değerlendirmek amacıyla farklı türlerde çocuk tasarruf hesapları sunmaktadır. Bunların en başında kumbara hesap fonu gelmektedir. Bu fona yapacağınız küçük ölçekli yatırımları, çocuğunuz ihtiyaç duyduğu dönemde kullanabilecektir. Ayrıca bankaların sundukları minimum 2 ya da 3 yıl boyunca katılım zorunluluğu olan aylık 50 ile 100 TL arasında minimum katılım payı olan birikim hesaplarını da değerlendirmenizi öneririz. Bu konuda minimum sürenin uzunluğu birikimin daha da fazla olmasını sağlayacaktır. Dilerseniz bankanızla bu sürenin uzatılması konusunda da konuşabilirsiniz. Bu birikim hesabınızı dilerseniz döviz kurlu hesap olarak açıp yatırımınızı yabancı para türlerinde gerçekleştirebilir, dilerseniz altın birikim hesabı ile de değerlendirebilirsiniz.

Bu alternatiflerin yanında elbette şimdiden çocuğunuzun geleceği için belirlediğiniz hedefe yönelik olarak ayıracağınız parayı kendiniz de yönetebilirsiniz. Bunun için ilk adım hedefinizi belirlemek ve doğru adımları atmak. Hedefli yatırım yapma konusunda daha fazlasını öğrenmek için “Hedefe Yönelik Yatırım Yapmak” başlıklı yazımızı okumanızı tavsiye ederim. Ayrıca çocuklarınızın geleceği konusunda yapabileceğiniz yatırımlar konusunda “Çocuğum İçin Birikim Yapmanın Yolları” başlıklı yazımız da size yardımcı olabilir.

Ekim Ayında Yatırım Piyasalarında Gerçekleşen Gelişmeler

Piyasalara Kısa Bakış

TÜFE’de (2003=100) 2020 yılı Eylül ayında bir önceki aya göre %0,97, bir önceki yılın Aralık ayına göre %8,33, bir önceki yılın aynı ayına göre %11,75 ve on iki aylık ortalamalara göre %11,47 artış gerçekleşti.

Türkiye İstatistik Kurumu ile Ticaret Bakanlığı işbirliğiyle oluşturulan genel ticaret sistemi kapsamında üretilen geçici dış ticaret verilerine göre; ihracat 2020 yılı Eylül ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre %4,8 artarak 16 milyar 9 milyon dolar, ithalat %23,0 artarak 20 milyar 837 milyon dolar olarak gerçekleşti. Genel ticaret sistemine göre ihracat 2020 yılı Ocak-Eylül döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre %10,9 azalarak 118 milyar 325 milyon dolar, ithalat %1,5 artarak 156 milyar 186 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Eylül ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre %189,6 artarak 1 milyar 667 milyon dolardan, 4 milyar 828 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2019 Eylül ayında %90,2 iken, 2020 Eylül ayında %76,8’e geriledi.

Ekonomik faaliyetlere göre ihracatta, 2020 Eylül ayında imalat sanayinin payı %94,8, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı %2,9, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı %1,8 oldu.

Eylül  ayında  ihracatta  ilk  sırayı  Almanya  aldı.  Almanya’ya   yapılan  ihracat 1 milyar 517 milyon  dolar olurken, bu  ülkeyi  sırasıyla;  1 milyar 142 milyon dolar ile  Birleşik Krallık,  947 milyon dolar ile  ABD, 799 milyon dolar ile İtalya, 798 milyon  dolar ile Irak takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın %32,5’ini oluşturdu.

Borsa İstanbul ve Dünya Borsaları

Eylül ayının son işlem günü olan 30 Eylül’e göre 33,13 puan kaybeden BİST 100 Endeksi’nin değer kaybı Ekim ayı içerisinde %2.9 olarak gerçekleşti. Ekim ayında zirve ise 21 Ekim günü 1.217,05 puan ile yaşandı.

S&P 500 endeksi ise Ekim ayının son işlem gününü aylık değişim 3.278,38 seviyesinde kapattı. Bu değer ile Eylül ayınının kapanış gününe göre 77,5 puan gerileyerek aylık bazda %2.31 oranında değer kaybı yaşamıştır.

Dow Jones endeksi ise Ekim ayını negatif kapatan bir diğer endeks konumunda yeraldı. Ekim ayının son işlem gününü 26.501,61 puan seviyelerinde kapattı. Eylül ayı son işlem gününe kıyasla Dow Jones endeksi Ekim ayında %4,61 oranında değer kaybetti.

Londra Borsasına baktığımızda ise diğer 3 endekse oranla daha büyük değer kaybı yaşayan bir endeks ile karşılaşıyoruz (FTSE 100). FTSE 100 endeksi Ekim ayında 288,83’lük puan kaybı yaşadı ve bu ayı 5577,27 puan seviyesinde %4,92 oranında değer kaybederek kapattı.

Döviz ve Altın Piyasaları

Ekim ayı, döviz piyasaları nezdinde incelendiğinde, Türk Lirası için iyi olmayan bir hafta ile birlikte kapanmış oldu. Amerikan Doları (USD), Türk Lirası karşısında Ekim ayında %7.2’lik değer artışı ile 8,3232 ₺’lik rekor değere ulaştı. Euro (EUR) ise %6,8’lik değer artışı ile Ekim ayını 9,716 ₺’lik rekor değerle kapattı.

Çapraz kurlar incelendiğinde ise Amerikan Doları Ekim ayı içerisindeki Euro karşısındaki değer kaybını son hafta geri aldı ve Euro Ekim ayını 1,1673 USD seviyelerinde kapattı.  Öte yandan GBP, USD karşısında bu ay içerisinde %0,2 ‘lik değer artışı ile 1,2945 USD sevilerinde Ekim ayını kapattı.

Gram altın Ekim ayına 473 TL düzeyinde başlamıştı. Ayın son işlem günü olan 30 Ekim’de 505,13 TL’ye çıkarak %6,8 değer kazandı.

Yatırım Fonlarının Getirileri

Ekim ayı sonu itibariyle fon piyasaları incelendiğinde son 1 ayda en çok değer artışı Kıymetli Madenler Fonları’nda gerçekleşti: %7,7. Altın fonları altındaki değer artışını daha yüksek bir oranda portföylerine yansıtmışlardır.

Ekim ayının en çok değer kazanan diğer bir fon grubu ise Yabancı Borçlanma Araçları Fonları’dır. Ekim ayında aylık %6.8 oranında değer artışı gerçekleşirken, bu artış yılbaşından beri incelendiğinde %42.8 seviyesindedir. Dolardaki hızlı değer artışının yabancı borçlanma araçlarının değerlerini arttırdığı söylenebilir.

Hisse Senedi Fonları incelendiğinde ise en yüksek değer artışı Yabancı Hisse Senedi Fonlarında gerçekleşti. Yabancı Hisse Senedi Fonu Ekim ayında değerini %3.8 artırırken, yılbaşından bugüne değeri %83 oranında artmış oldu. Dolardaki değer artışının ötesinde başarılı aktif yönetim ile bu kategorideki fonlar yatırımcısının yüzünü güldürmüştür.

Bir başka başarı hikayesi Hisse Senedi Fonları için gerçekleşti. BIST-100 Endeksi Ekim ayında %2.9 değer kaybederken, hisse fonları ortalama olarak %0,4 değer kazandı ve yatırımcısını düşüşten korudu.

ABD Başkanlık Seçimi’nin Yatırımlar Üzerindeki Etkisi

ABD Başkanlık Seçimi’nin Yatırımlar Üzerindeki Etkisi

Neredeyse bütün gözlerin çevrildiği ABD başkanlık seçimine sayılı günler kaldı. 3 Kasım 2020 tarihinde ABD yeni başkanını seçecek ve herkesin beklediği soruların cevapları gelmeye başlayacak. “Keep America Great” diyen Başkan D. Trump ikinci kere seçilirse 1992 yılından beri devam eden ve başkan olarak adaylık kampanyasını sürdüren adayın tekrar başkanlık seçimini kazanması klasiği devam edecek. Ya da “Restore The Soul of America” diyerek yola çıkan J. Biden demokratları tekrar iktidar yapacak.

ABD başkanlık seçimleri, günümüz dünya ekonomisi iç içe geçtiği ve seçim sonuçları ekonomiyi doğrudan etkileyeceği için özellikle ekonomistler ve yatırımcılar tarafından çok yakından takip edilmektedir.

Geçmiş Başkanlık Seçimleri ve S&P 500 Endeksi

2020 yılı -özellikle Covid-19 pandemik krizinin etkisiyle- ülke ekonomileri, şirket bilançoları ve bireysel yatırımcılar nezdinde normal olmayan bir yıl olarak yaşanmaya devam ediyor. Yaşanan bu büyük ekonomik çöküş sonrası ABD başkanlık seçiminin sonucunun yatırımları nasıl etkileyeceği de bir çok yatırımcı tarafından en çok konuşulan konuların başında geliyor.

Geçmiş yıllardaki ABD başkanlık seçim dönemleri incelendiğinde, uluslararası büyük krizlerin yaşandığı dönemler hariç S&P 500 Endeksi’nde negatif bir etki oluşmadığı gözlenmiştir.

Tüm seçim yılları baz alındığında ise S&P 500 endeksindeki artış ortalamada %11.28 olur iken, cumhuriyetçi adayların kazandığı seçimlerde bu oran %15.3, demokrat adayların kazandığı seçimler de ise bu oran %7.28 olarak gerçekleşmiştir.

 

Seçim Vaatleri

Seçim sonuçlarının ekonomiyi etkileyecek en önemli konulardan birisi vergilendirme konusundaki seçim vaatleridir. Joe Biden kurumlar vergisini %21’den %28’e arttıracağını söylerken, Donald Trump vergileri 2017 vergi indirimleri doğrultusunda indirmeye devam edeceğini vaat ediyor.

Alt yapı vaatleri iki aday içinde aynı seviyede gösteriliyor.  Enerji yatırımı vaatlerinde ise Joe Biden yeşil enerji yatırımı vaat ederken Başkan Donald Trump geleneksel enerji şirketlerine yapılacak yatırımların tarafında yerini alıyor. Bu konuda Joe Biden ve kurmayları yeşil enerjiye destek vereceklerini ve Paris İklim Antlaşmasına tekrar imza atacaklarını dile getiriyor.

Eğitim harcamaları konusunda Joe Biden 400 Milyar $ ek harcama yapacağını vaat ederken Donald Trump eğitim harcamalarında %8’e kadar bir küçülmeye gideceğini belirtiyor. Çin üzerindeki ekonomik baskının ise olası bir Joe Biden zaferi ile daha da kapsamlı olarak artacağı diğer beklentiler arasında yerini alıyor.

 

Seçimin Sonucunun Hisse Senetlerine Etkisi

Donald Trump’ın tekrar başkan seçilmesi durumunda teknoloji şirketi hisseleri ve bu hisselere yatırım yapan fonların değerlerinde artış gerçekleşmesi öngörülüyor.

Bir diğer büyük konu ise enerji sektörünün bu seçimden nasıl etkileneceğidir. Donald Trump’ın eski tip, geleneksel enerji olarak adlandırılan petrol ve türevi enerji sistemlerinden yana olduğu ve yenilenebilir enerjiye yatırım yapmak istemediği biliniyor. Hatta 2017 yılında Paris İklim Antlaşması’ndan çekileceğini açıklamış ve 2019 yılında ise bu yöndeki resmi başvurusunu gerçekleştirmiştir. Joe Biden’ın ise Donald Trump’ın aksine yeşil enerjiye destek olması, yatırımlar yapması bekleniyor. Özellikle güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, elektrikli araç batarya sistemleri ve bu sistemlere ham madde ve ara mamül sağlayan şirketlerin hisseleri ve bu hisselere yatırım yapan fonların değerlerinin artması olası bir Joe Biden ile birlikte gelecek mavi dalga zaferinden sonra gerçekleşecek bir senaryo haline geliyor.

Covid-19 pandemik krizinin de etkisiyle normal olmayan bir dönemden geçmekteyiz. ABD bu süreci en derinden yaşayan ülkelerin başında geliyor ve giderek artan vaka sayılarının, seçmenleri 2020 Kasım seçimlerinde daha yüksek oranda posta yoluyla oylarını kullanmaya itmesi bekleniyor. Donald Trump posta yoluyla kullanılacak oyların meşruluğunun soru işareti olacağına dair açıklamalarda bulundu. Bu açıklamaların ardından, eğer kesin olmayan seçim sonuçlarına göre başa baş bir oy dağılımı çıkarsa, muhtemel belirsizlik durumunun, ABD ekonomisinde kısa süreli de olsa bir dalgalanma yaratması olasıdır.

Seçimlerin doğurabileceği riskleri yakından takip ettiğini açıklayan dünyanın önde gelen kredi derecelendirme kuruluşları Fitch, Moody’s ve Standard & Poor’s (S&P)‘a göre belirsizliğin artması durumunda ABD‘nin kredi notu olumsuz etkilenebilir. Kredi notunun olumsuz etkilenmesi ABD doları üzerinde baskı oluşturacaktır. Fitch ve Moody’s nezdinde, ABD’nin kredi notu en üst kademe olan AAA seviyesinde bulunuyor. ABD’nin kredi notu, S&P nezdinde ise en yükseğin bir altı olan AA+ düzeyinde.

Ekonomilerdeki güvensizlik durumlarında yatırımcı güvenli liman olarak görülen kıymetli madenlere eğilim göstermiştir. Kasım seçimlerinin sonunda belli bir süre belirsizlik havasının esmesi durumunda altın ve diğer kıymetli madenlere yatırım yapan fonların değerlerinde artış görülebilir.

 

 

 

Yatırım Fonlarını Almadan Önce Nelere Dikkat Etmeli?

Yatırım Fonu nedir?

Yatırım fonları; bir çok yatırımcının, yatırımlarının bir havuzda toplanarak; farklı yatırım araçlarında değerlendirilmesi amacıyla kurulmuş, pfon yöneticileri tarafından yönetilen bir yatırım aracıdır.

Fon, yatırımcılar tarafından fona aktarılan birikimler ile oluşturulur ve işletilir. Fonun temel amacı havuzda toplanan yatırımı, yatırımcının risk iştahına göre ayarlanmış portföylerde değerlendirmektir. Yatırım fonlarının temel yatırım araçları hisse senetleri, devlet ve özel sektör borçlanma araçları, altın ve diğer değerli madenler ve yurt dışı yabancı menkul kıymetlerdir. Fonlar Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından portföyünün yoğunluğuna göre gruplandırılır ve bu isimlerle anılırlar. (Borçlanma Araçları Fonu, Hisse Senedi Fonu, Kıymetli Madenler Fonu, vb…)

Her yatırım fonunda yatırımcı, yatırdığı miktar kadar bir paya sahip olur ve bu pay ile temsil edilir. Fonun elde edeceği kar veya zarardan kendi sahip olduğu pay kadar etkilenir. Bir fona yatırım yapmak, fon yöneticisinin oluşturduğu portföydeki tüm yatırım araçlarına birden yatırım yapmış olmak demektir.

Yatırımcı için avantajları nelerdir derseniz:

  • Fonlar, piyasalar konusunda uzman profesyoneller tarafından yönetilir. Bu da sizin hangi hisseyi alayım, şimdi satmak için doğru zaman mı gibi sorularla sürekli bu işle ilgilenmeniz gerekliliğini ortadan kaldırır.
  • Fonlar size çeşitlendirme imkanı sağlar. Böylelikle, farklı yatırım araçlarına paranızı yatırarak riski dağıtırsınız. Hisse senetleri, altın, tahvil, eurobond, petrol, yabancı hisseler gibi enstrümanlara yatırım yapma imkanı bulursunuz.
  • Tahvillerin kupon ödemeleri, hisselerin kar payı ödemeleri ile uğraşmak zorunda kalmazsınız. Bu işleri sizin için fon yöneticisi yapar.
  • Likidite avantajı vardır. Yabancı hisse senedi ve yabancı borçlanma araçları fonları gibi özellikli fonlar dışında birçok fonda valör 1 gündür. Bunun için fonun izahnamesine bakmanızı öneririm. Bu durum size acil nakde ihtiyacınız olduğunda kolaylık sağlar.
  • Fona ait masraflar yatırımcılar arasında bölüştürülerek paylaştırılır. Böylelikle maliyet avantajı sağlar.
  • Bireysel olarak yatırım yapmanın zor belki de imkansız olduğu alanlara yatırım imkanı sağlar. Örneğin bir gayrimenkule yatıracak kadar çok birikiminiz olmayabilir. Ama gayrimenkul yatırım fonu alarak, böyle bir yatırımın ortağı olabilirsiniz.

Yatırım Fonları Nasıl Alınır?

Yatırım fonlarına bireysel her yatırımcı parasını yatırabilir. Yatırım fonlarına, birikim hesabınızın olduğu her hangi bir bankanın mobil uygulamasından ulaşabilir ya da bankaların internet şubeleri aracılığıyla yatırım yapabilirsiniz. Mobil uygulamadaki Yatırım Fonları sekmesini açmanız ve orada bulunan fonlar arasından size uygun fonu belirleyip alım/satım işlemini gerçekleştirmeniz yeterlirdir.

 

Yatırım Fonlarını Almadan Önce Nelere Dikkat Edilmelidir?

Yatırım fonu almadan önce dikkat edilmesi gereken birden fazla önemli nokta vardır. Bunların en başında hangi yatırım aracında ağırlıklı olarak yatırım yapmak istediğinize karar vermeniz gerekmektedir. Daha sonra belirlediğiniz yatırım aracında ağırlıklı olarak yatırım yapan fonu belirlemeniz gerekmektedir.

Yatırımınızı bir fon aracılığıyla yapmak istiyorsanız birikimlerinizin nasıl değerlendirildiğini yakından incelemelisiniz. Bu noktada ise fonun yöneticisi ve fonun geçmiş yatırım tecrübesi fonun belirlenmesinde önem kazanabilir.  Fonların geçmiş yatırımlar performansları tabiki gelecek portföylerinde de aynı getiriyi elde edeceklerini garanti etmez ancak fonların geçmiş performansları, ilgili fonlara yatırım yapmak isteyen yatırımcılara ışık tutacaktır.

Fona yatırım yapmadan önce getiri beklentinizi ve risk iştahınızı iyi tespit etmeniz gerekir. Paranızı ne kadar bir süreliğine ve nasıl bir amaçla yatırıma yönlendirdiğiniz, getiri beklentinizde önemli bir etken. İkincisi ne kadar risk almak istediğiniz. Birikiminizin olumsuz senaryoların gerçekleşmesi durumunda değer kaybetmesini göze alabiliyor musunuz? Bunu iyi analiz etmelisiniz. Fonlar geçmiş performanslarına göre Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından 1-7 arasında bir risk skalasında değerlendirilir. 1 en düşük risk değerine karşılık gelir, 7 ise yüksek risk anlamına gelir. Unutulmamalıdır ki fonlara yatırım yapıldığında her zaman kazanç elde edilmez. Bu sebeple kendimizi bu skalanın neresinde görüyorsak kendi risk iştahımıza göre bir fona yatırım yapmamız gerekmektedir. Bu risk pozisyonumuzu, kaybetmeyi göze aldığımız miktarın ne kadar olduğunu doğru belirleyerek konumlandırabiliriz.

Yatırım yapmadan önce Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) ‘nda fonun izahnamesinin incelenmesinde yatırımcılar için fayda vardır. Bu izahnameler yatırım yapılacak fon için detaylı bilgiler içermektedir. fonun geçmiş performans değerlerine göre belirlenmiş risk oranı da bu izahnameler içinde yer almaktadır.

Yatırımınızı fonlar aracılığıyla yaptığınızda dikkat etmeniz gereken diğer bir unsur ise fonların Valör Tarihi’dir. Valör tarihi fon alım-satım işlemi sırasında hesabınızdan çekilmesi ya da hesabınıza para yatırılması işleminin belli bir zaman dilimi içerisinde gerçekleşmesidir. Farklı fonların valör tarihleri değişiklik gösterebilir. Özellikle Para Piyasası Fonları gibi likiditesi yüksek fonlarda Valör tarihi 1 gün olmasına karşın yabancı menkül kıymet fonlarında ve ya diğer yabancı borçlanma araçlarında valör tarihi 3 ile 4 gün arasında değişiklik gösterebilmektedir.

Fonlar hakkında yatırım yapılmadan önce dikkat edilmesi gereken bir diğer unsur ise yönetim ücretleridir.

 

Fonlar yatırımcılar adına profesyonel yöneticiler tarafından yönetilir ve bu hizmet bir ücret karşılığı yapılır. Fonların yönetim ücretleri önceden belirlenmiştir ve ilgili fonun izahnamesinden de öğrenilebilir. Bu ücretler için yatırımcı ekstra bir ödeme yapmak zorunda değildir. Yönetim ücretleri fon içerisindeki yatırılan miktar üzerinden hesaplanarak aylık olarak tehsil edilir. Yönetici bilgileri, yönetim ücretleri, yatırım stratejisi ve fon’un risk skakası gibi tüm tüm detay bilgilere kap.org.tr adresinden fona ait izahname indirilerek ulaşılabilir. Bir fona yatırım yapılmadan önce ilgili fonun izahnamesi kesinlikle okunmalıdır.

Ayrıca, fonların geçmiş dönem getirilerini görmek ve diğer fonlarla karşılaştırmak için TEFAS’ı incelemenizi öneririz. Bu sitede fonların performansları şeffaf bir şekilde açıklanmaktadır.

Daha detaylı ve konuyu bir örnek ile açıkladığımız video içeriğimizi izlemenizi öneririz. Hala abone olmadıysanız, YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!

 

 

Davranışsal Finans Nedir?

Piyasalarda oluşan krizler, panik yaratan hareketler, ani borsa çöküşleri ya da çıkışları, oluşan balon yatırımlar, insanların yatırımlarını her zaman rasyonel bir şekilde yapmadıklarını ve çevresel etkilerden fazlaca etkilendiklerini açık bir şekilde gösteriyor. Yatırımcılar, insan psikolojisi gereği bir topluluğun yaptığı hareketlerin doğru olduğu etkisine kapılarak bir çok örneği olan çöküşleri (Kara Pazartesi Nedir? başlıklı yazımızda diğer örnekleri okuyabilirsiniz), veya balonları kendileri yaratır. Bu tür yatırımlar bir grup yatırımcıya büyük miktarlarda paralar kazandırır ama bir grup yatırımcıya ise kabusu yaşatır.

 

Davranışsal Finans Nedir? Yatırımlarınızı Nasıl Etkiler?

Davranışsal finans: bireylerin  aldıkları kararlarda sadece bilimsel gerçekleri ve analizleri dikkate almadığını ve bireyin çoğu durumlarda rasyonellikten saptığını öne süren bir yaklaşımdır.  Davranışsal finans bireylerin karar alma sürecinde sadece ekonomi finans istatistik ve matematik değil; sosyolojik ve psikolojik faktörlerinde karar olma sürecinde etkili olduğu görüşünü belirtir.

Davranışsal Finans teorisine göre insanlar geleneksel yatırım teorisinin aksine yukarıda da örneklendiği gibi sık bir şekilde rasyonel olmayan yatırım yapar. Bu rasyonel olmayan yatırımlar, 1952 yılında Harry Markowitz tarafından yayınlanan bir makale ile başlayan, her risk düzeyi için beklenen getiriyi maksimize eden Modern Portföy Teorisiyle ters düşmektedir.

 

Davranışsal Finansı Anlamak

İnsan psikolojisi gereği her dönem, duyguların, yatırımları etkilediği görüşü varolsa da Davranışsal Finans’ın temelleri 1979 yılında, Daniel Kahneman ve Amos Tversky tarafından oluşturulan Beklenti Teorisi’yle atılmıştır. Bu teori ile 2002 yılında Daniel Kahneman, Nobel Ekonomi ödülünü kazanmıştır.

Bu teori (Beklenti Teorisi) insanların yatırımları sonucunda elde ettikleri belli bir miktardaki kazancın, aynı miktardaki kayıplarına göre onlara daha az değerli geldiğini göstermektedir. Bu teori, insanların portföylerindeki %5’lik düşüşten, %5’lik pozitif getiriye göre daha fazla etkilendiklerini göstermektedir.

2001 yılında, başta ABD olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde finans piyasalarında yaşanan çöküş gibi diğer tüm borsa çöküşleri yatırımcıların piyasaların geleceğine olan güvenini  derinden sarsmıştır. Piyasalardaki ani düşüşler, yatırımcıların iyi giden her şeyin ardından bir felaket geleceğine inanmalarına neden olmuştur. Bunun sonucu olarak borsa hareketlerini ve yatırımcıların karar süreçlerini inceleyen alternatif yaklaşımlara olan ilgi artmıştır. Böylece geleneksel finans yaklaşımının aksine yatırımcıların rasyonel karar veren kişilerden oluşmadığını bu nedenle piyasadaki hareketlerin her zaman rasyonel sebeplerle açıklanamayacağını savunan davranışsal finans yaklaşımı önem kazanmıştır.

 

Geleneksel Finans & Davranışsal Finans

Geleneksel Finans ile Davranışsal Finans arasındaki farklar aşağıdaki gibi sıralanabilir.

  • Geleneksel finans, yatırımcıların rasyonel olduğunu varsayar: Yatırımcılar, mevcut bilgileri tarafsız bir şekilde işleyen riskten kaçınan, kendi çıkarlarını gözeten yarar maksimize edicilerdir.
  • Geleneksel finans, yatırımcıların optimal portföyler oluşturduğunu ve elinde tuttuğunu varsayar.
  • Geleneksel finans, piyasaları etkin kabul eder: Piyasa fiyatları mevcut ve ilgili tüm bilgileri içerir ve yansıtır.
  • Davranışsal finans yatırımcı ve piyasa davranışları hakkında farklı varsayımlar yapar.
  • Davranışsal finans, gözlemlenen yatırımcı ve piyasa davranışlarını anlamaya ve açıklamaya çalışır; gözlemlenen davranışlar, geleneksel finans kapsamında kabul edilen idealleştirilmiş davranışlardan sıklıkla farklılık gösterir.
  • Beklenti teorisi, beklenen fayda teorisine bir alternatif olarak önerilmektedir. Beklenti teorisi dahilinde, riskten kaçınmaya alternatif olarak kayıptan kaçınma önerilmektedir.
  • Davranışsal perspektiflere dayalı teoriler ve modeller, gözlemlenen piyasa davranışını ve portföy yapılarını açıklamak için geliştirilmiştir.

Davranışsal Temayüller Yatırım Kararlarına Etkileri

  • Beklenti Teorisi
  • Aşırı Güven Etkisi
  • SürüPsikolojisi Etkisi
  • Geri Dönüş Önyargısı
  • Aşinalık Etkisi

 

Aşırı özgüven duygusuna sahip bir yatırımcı açısından baktığımızda, yatırımcılar finansal piyasaları her piyasa koşulu altında pozitif getiri elde edebileceğini düşünerek yatırım kararları alırlar. Aşırı özgüvene sahip bir yatırımcı hisse senedine yatırım yaparken piyasa profesyonellerinden ve kendisinden başka diğer yatırımcılardan daha iyi ve başarılı olduğunu; okuduğu bir kaynağın, izlediği bir haberin ya da ait olduğu ülke ekonomisinin mevcut durumunun hisse senedi fiyatına olası etkisinin herkesten önce tahmin ettiğini düşünerek yatırım kararı veya kararları almaktadır.  Her durumda yapacağı yatırımın doğruluğuna inanan bir yatırımcı, portföyünde ağırlıklandırma yaparken her hangi bir optimizasyon yapma ihtiyacı aramadan, çoğu zaman tek bir sepete tüm yumurtaları koyup portföy dengesini bozarak bir yatırım yapma yolunu seçer. Aşırı özgüven sahibi yatırımcıların ortalama işlem sayısı rasyonel yatırım yapan diğer yatırımcılara göre daha fazladır. Bir çok araştırma piyasalarda normale oranda daha fazla alım-satım işlemi yapan yatırımcıların getirilerinin piyasa ortalamasının altında kaldığına yöneliktir.

Aşırı özgüven gibi diğer bir duygusal temayül ise sürü psikolojisidir. Yatırımcıların, yatırımlarını büyük kitlelerin düşünce ve yatırımlarına göre şekil vermesi topluluk halinde alınan kararların doğruluğuna olan inancın fazlalığından kaynaklanmaktadır. Bu gibi sürü psikolojisi etkisi geçmişte yaşanmış ekonomik çöküşlerde karşımıza çıkmıştır. (Kara Pazartesi – 19 Ekim 1987, Covid-19 etkisiyle yatırımcıların güvenli liman arayışı, vb…)

Yatırımcılar, kaybetme korkularının bir sonucu olarak, sıklıkla kayıplarının farkına varmaktan geri dururlar ve hisseleri ellerinde tekrar eski seviyelerine geri gelmeleri umuduyla gereğinden fazla tutarlar. Hersh Shefrin ve Meir Statman adlı iki ekonomistin 1985 tarihli araştırmalarında ortaya atılan bu etki, insanların kazançlı pozisyonlarda hemen satıp, kaybedenlerde uzun süre beklediklerine dair bir temayülü ifade etmektedir.

Yatırımcıların duygusal hareket ettiklerinin bir diğer somut örneği ise yatırımcıların yakından tanıdıkları ya da bildikleri şirketlerin hisse senetlerine yatırım yaptıklarını göstermektedir. Columbia Business School akademisyenlerinden Gur Huberman bir çalışmasında, ABD’nin 50 eyaletinin 49’unda yatırımcıların kendi yerel telekomünikasyon şirketlerinin hisselerini tutmaya diğer bölgesel telekomünikasyon şirketlerininkilere göre daha meyilli olduklarını ifade etmiştir.

 

Davranışsal Finansta Yer Alan Ön Yargılar

İnsanlar içinde bulundukları ruh hali karar verme sürecindeki yargılarını etkilemektedir. Yani negatif ruh haline sahip olan bir yatırımcı pozitif ruh haline sahip olan bir yatırımcıya göre daha kötümserdir. Yatırımcının düşüncesi ruh haline ayak uydurur yani yatırımcı kendini ruhsal olarak kötü hissediyorsa aklına kötü düşünceler gelecek ve risk almaktan kaçacaktır.

Dünyada rekabet ve yaşam mücadelesi arttıkça gelecek ile ilgili belirsizlik içeren kararları almakta zorlaşmaktadır. Sonucu belli olmayan hatta daha çok şansa bağlanan olaylar insan psikolojisinde önyargı oluşturur ve önceden yaşadıkları veya bildikleri onu, daha net sonucu olan olaylara yönlendirir.

Yatırımcılar kendi portföylerini yönetme konusunda başarı sağlamak istiyorlarsa öncelikle kendi kendilerini yönetmeyi öğrenmelidirler. Her durumda kendilerini iyi yönetmeli ve kendisinin analisti olmalıdır. Piyasada işlem yaparken, yaptığı strateji doğrultusunda hareket etmelidir. (Bu konuda Hedefe Yönelik Yatırım Yapmak başlıklı yazımızı okumanızı tavsiye ederiz.) Aksi takdirde kayıplar yaşayıp uzun vadeli işlem yapmak zorunda kalacaktır.

Kara Pazartesi Nedir?

19 Ekim 1987 Pazartesi günü dünya borsalarının kısa bir zaman zarfında büyük değer kayıpları yaşaması sonucunda o güne Kara Pazartesi ismi verilmiştir. Düşüş Hong Kong borsasında başlamış, zaman farklarıyla sırasıyla düşüşleri Avrupa borsaları ve ABD izlemiştir. Gün sonunda Dow Jones Borsası 508 puanlık düşüşle %22.6 değer yitirmiştir. Ekim ayı sonunda Hong Kong borsası %45.8, Avustralya‘da %41.8, İspanya‘da %31, Birleşik Krallık‘ta %26.4, ABD‘de %22.68, Kanada‘da %22.5 değer kaybederken, Yeni Zelanda‘da %60’lık düşüşün geri alınması yıllar almıştır.


Kara Pazartesi, bir günde borsaların tüm zamanların en çok değer yitirdiği gündür.

 

Kara Pazartesi döneminde Dow Jones Endeksinin Grafiği

Kara Pazartesini Anlamak

14 Ekim 1987 Çarşamba günü Amerika Birleşik Devletleri Temsilciler Meclisi finansal birleşmeler ve LBO (kaldıraçlı satınalımlar) ile ilgili vergi avantajını azaltacak vergi tasarısını onayladı. Aynı gün ABD Ticaret Bakanlığı tarafından beklenmedik bir seviyede dış ticaret açığı verisi yayınlanınca ABD doları üzerinde bir baskı oluştu, bu baskı borsalarda negatif etki yarattı. Bu olumsuz haberler sonucunda Dow Jones Endeksi 95.46 puanlık düşüşle (-%3.81) kapattı. Bu düşüş iki gün daha sürdü ve Cuma günü seans kapanışında da %4.6’lık bir düşüş yaşadı.

ABD ekonomisinin etkilendiği bu haftada borsalar üzerinde negatif yönlü baskı da artmıştı. Kara Pazartesi olarak adlandırılan 19 Ekim 1987 günü borsalar açıldığında alış emirleri ile satış emirleri arasındaki hacim farkı hisse senedi fiyatlarını çok hızlı bir şekilde aşağı çekti. Çok kısa süre içerisinde Dow Jones endeksi %22.6 , S&P 500 endeksi %20.4 ve Nasdaq endeksi %11.3 değer kaybı yaşadı.

Borsalardaki hızlı düşüşün en önemli sebeplerinden biri, 1976 yılında Mark Rubinstein ve Hayne Leland tarafından geliştirilen bilgisayar programıydı. Bu program, portföy yöneticisinin, hisse senetlerini satması gerekmeden, portföyün hisse senedi fiyatlarının düşmesi nedeniyle yaşayabileceği kayıpları sınırlamayı amaçlıyordu. Bu program bu dönemde belirli zarar hedeflerinin tutturulduğunda hisse fiyatlarını düşürerek yaşanacak zararı minimumda tuttu. Ancak atlanılan bir durum vardı. Bu da programa dayalı satışların bir domino etkisine dönüşmesi ve bu domino etkisinin artmasıyla panik satışlarının da hızlanmasıydı. Bireysel yatırımcılarında düşüşten daha az etkilenmek için hisselerini satmaya başlaması, önü alınamayacak bir düşüşü gerçekleştirmiş oldu.

 

Tekrar Yaşanabilir mi?

Teknik açıdan böyle bir düşüşün tekrar yaşanmayacağını söylemek kesinlikle imkansızdır. Ancak borsalarda bu denli hızlı düşüşlerin önüne geçilmek için bazı teknikler geliştirilmiştir. Bu tekniklerin en başında devre kesici gibi panik satışların önüne geçecek mekanizmalar vardır. S&P 500 bir işlem günü içinde %7’den fazla düşerse, işlemler 15 dakika boyunca durdurulur ve yeniden başlatılır. Buna Seviye 1 devre kesici denir. Piyasa daha da düşerse ve günlük açılıştan farkı %13’e ulaşırsa tekrar durdurulur. Buna ise Seviye 2 devre kesici denir. 15 dakikalık bir aradan sonra işlemler yeniden başlatılır. Fiyattaki düşüş piyasa açılışına kıyasla %20 seviyesine ulaşırsa işlemler günün geri kalanı için durdurulur. Buna Seviye 3 devre kesici denir.

Ancak devre kesici sistemler dahi borsalardaki düşüşü önleyemez sadece hızını yavaşlatır. Bunun en güzel örneği Covid-19 etkisiyle borsalar üzerinde negatif yönlü büyük bir baskı ile karşılaştığımız 2020 ilk çeyreğini verebiliriz. Ülkemizde de var olan devre kesici sistem, %20’lik devre kesme oranından bu süreçte %10 ‘a , ancak bu devre kesme oranı hisselerdeki hızlı düşüşün önüne geçememiş, özellikle havacılık sektörü bu süreçte negatif etkilenmiştir.  Küresel bir krize yol açan Covid-19 salgını da Kara Pazartesi gibi ülke ekonomilerinin ne kadar içiçe geçtiğini bir kez daha kanıtlamış oldu.

 

Kara Pazartesi ve Diğer Çöküşlerden Alınacak Dersler Nelerdir?

Bu noktada en işe yarayacak önlemlerden biri planlı bir yatırım yaparak alım-satım stratejisi oluşturmak olarak düşünebiliriz. Piyasa çöktüğünde ve birçok yatırımcı panik satışı yaptığında, sakin, rasyonel kalmak ve duygusal kararlar almaktan kaçınmak önemlidir. Uzun vadeli bir yatırım planı veya alım satım stratejisi oluşturmak, dürtüsel kararlar vermenizi engelleyeceğinden çok önemlidir.

Dikkate alınması gereken diğer bir durum ise zarar-kes olarak kabul edilebilir. 1987 yılında domino etkisi yaratan program tabanlı zarar-kes aslında doğru planlandığında yatırımcı lehine olan bir stratejidir. Ani ve yıkıcı düşüşlerde zararı minimumda tutmayı amaçlar.

Yatırım yaparken, borsa veya diğer yatırım araçlarındaki ani değer kayıplarından en az zararla etkilenmenin bir diğer yolu ise portföy çeşitliliğinin doğru ayarlanmasına dikkat edilmesidir.

Geçmiş borsa çöküşleri incelendiğinde, bu yıkıcı borsa çöküşlerinin hep kısa süreli olduğunu ve ekonomik olarak piyasaların daha sonrasında toparlanma eğilimine girdiğini kolayca görebiliriz.

 


1915 ve 2020 yılları arasında Dow Jones Endüstri Ortalaması’nın performansı

 

Diğer Kara Pazartesiler…

Büyük Buhran (1930)

Birinci Dünya Savaşı sonrasında şirketlerin ekonomik olarak ayakta kalabilmeleri adına birleşmeleri ve tekelleşmeleri, sınırlı sayıda holding tarafından ekonominin neredeyse yarısının yönetilmesi ABD’de krizin patlak vermesinin ilk sebebiydi. Bununla birlikte, banka yapılanmalarında yaşanan problemler de Buhranın yaşanmasının diğer bir sebebiydi.

Subprime Mortgage Krizi (2008)

ABD konut balonunun patlamasının ardından borsalar çökmeye başladı. Bu çöküşün sonucunda, 2000’lerin sonu ve 2010’ların başında Büyük Durgunluk yaşandı.

Covid-19 Pandemik Krizi (2020)

Koronavirüs pandemisi ve petrol fiyatı savaşıyla körüklenen bu çöküş Büyük Durgunluk’tan bu yana ABD borsası için en kötü gündür. Bu tarihte, 2008’den bu yana en büyük tek günlük düşüş yaşandı.

 

Hedefe Yönelik Yatırım Yapmak

Yatırım yapmak, özellikle de doğru yatırımı yapmak; günümüzde bir geminin, bir su birikintisi içinde hedeflediği kara parçasına doğru rota almasıdır.


Peki sizin geminiz küçük bir yelkenli mi? Yoksa büyük bir kruz gemisi mi? Ya da arkadan esen doğru zamanlı güzel bir rüzgar hangisini daha da hızlı rotasına ulaştırır? Ya rüzgar birden terse eserse hangisi rüzgardan korunmak için daha fazla güç sarf eder? Yoksa sizin amacınız fazla güç sarf etmeden ve anlık rüzgar hareketlerinden etkilenmeden, rotası belli bir yol almak mı?

 

Yatırım Stratejimiz Ne Olmalı?

Finansal piyasalarda birçok yatırım yapma aracı olduğu gibi birçok yatırım stratejisi ve amacı da vardır. İhtiyacımızın önceliğine veya ihtiyaç duyulacak zamana göre yapacağımız yatırım değişkenlik gösterebilir.

Yani küçük bir yelkenli sahibiysek aslında dönemsel esen güzel rüzgarlardan faydalanmak istiyoruzdur. Ama bir Kruz gemisinin sahibiysek amacımız daha net ve hedefimiz daha belirgindir.

Senin Doğru Kara Parçan ve Denizin Neresi?

Doğru kara parçasının neresi olduğunu belirleyen en önemli unsur ihtiyaçlarımız ve bu ihtiyaçlar doğrultusundaki yatırıma uygun bütçemiz ile alabileceğimiz risktir.

Alınacak riskin boyutu ve yatırımın stratejisi gereği, birçok farklı yöntem ile yatırım yapabiliriz. Ama bunlardan en önemlisi belli bir hedefe yönelik ve odak noktası belli somut adımları olan yatırımı gerçekleştirebilmektir.

 

Hedefe Yönelik Yatırım Yapmak…


Hedefe yönelik yatırım yapmayı diğer yatırım yöntemlerinden ayıran en önemli farkı; yatırımcıdan yatırımcıya göre değişse bile, yatırım yapılacak zaman diliminin, alınabilecek riskin önceden belirlenmesi ve hedeflenen tutarın önceden planlanmasıdır. Yatırımın asıl amacı, hedeflerin önem derecesine göre sıralanması ve bu doğrultuda ulaşılması gereken hedefe yönelik en doğru yatırımı yapmaktır.

 

Yatırım yapmak için öncelikle yatırım yapma konusundaki asıl amacımızın ne olduğunun ve bu amaç için şu an neye sahip olduğumuzun doğru belirlenmesi önemlidir. Erken emeklilik için yatırım yapmak ve bu amaca uygun bir portföy oluşturmak hedefli bir yatırım iken çocuğumuzun gelecekteki üniversite masraflarının karşılanması için 15 yıl önceden yatırım yapmak başka bir hedefli yatırım amacıdır.

Hedefli bir yatırım, aslında tam anlamıyla bir varlık yönetimidir. Hedefiniz doğrultusunda yatırımınız üzerinden ne kadarlık bir getiri istediğiniz yatırımı yapmadan önce bellidir. Yani yapılması gereken tek şey sahip olduğumuz yumurtaları koyacak uygun sepetleri bulmaktır. Farklı sektörlerde hizmet eden halka açık şirketlerin hisse senetleri birbirlerinden farklı durumlara endeksli olarak değerlenmekte veya değer kaybetmektedir. Altın veya döviz araçları ise farklı durumlarda değeri değişen diğer bir tür yatırım sepetleridir. Yumurtalarımızı dağıtacağımız sepetlerin korelasyonunu en uygun seviyede tutup toplam portföy riskimizi, yatırım yapabileceğimiz risk aralığında belirlemeliyiz.

Portföyümüzü belirlediğimiz zaman dilimlerinde, temel hedeflerimizin değişmesi durumunda farklı yönlerde de değerlendirebiliriz. Dolayısıyla, hedefli yatırım yaparak, anlık kararlar ile yapılacak hatalı yatırımlardan korunmuş ana sermayemizi kaybetme riskinin önüne geçmiş oluruz.

Yol haritamız…

Hedefe yönelik yatırım yapabilmek için öncelikle ihtiyaçların önem ve zaman sırasını doğru ayarlamamız gerekmektedir. Aylık harcamaların plansız bir şekilde yapılması ve gelecek hedeflerin göz ardı edilmesi; emeklilik için bir birikim yapılamaması ya da uzun soluklu çalışmaya mecbur kalınmasıyla sonuçlanabilir. Bu sorunla karşılaşmamak için yapılması gerekenler aslında sadece birkaç adımda gerçekleşmektedir.

 

Adım 1 : Hedeflerin doğru ve gerçekçi belirlenmesi

Adım 2 : Belirlenen hedefler için gelecekte ne kadarlık bir bütçeye ihtiyaç duyacağımızın hesaplanması

Adım 3 : Hedefler doğrultusunda uygun zaman planının oluşturulması

Adım 4 : Uygun zaman planına göre aylık gelir ve giderlerimizin doğru belirlenmesi ve daha öncesinde belirlenen ihtiyaçlara göre bu zaman planı içinde birikim ve uygun portföy oluşturularak yatırım yapılması.

Düzenli geliri olan bir aile olduğunuzu düşünelim, eviniz ve arabanız var, arabanızın size sürekli bakım masrafı çıkardığını farkedince değiştirmeye karar verdiniz. Bu noktada elimizdeki varlıkları, varlık kalemine, düzenli harcamalarımızı da öncelikli olarak masraf kalemine yazmamız gerekiyor. Varlık kalemlerimizin, masraf kalemlerimizin toplam değerinden fazla olması yatırım için ilk adım olacak.

Aylık ortalama toplam gelirinizin 10.000 ₺, düzenli giderinizin de 7.500 ₺ olduğunu belirlediniz. Aylık 2.500 ₺ ile yatırım yapmaya başlayabileceğiniz bu hesaplama sonunda ortaya çıkıyor. Yatırımınızı 3 yılın sonunda değiştirmeyi planladığınız arabanız için yapacaksınız. Hedefli yatırımın en önemli adımı hedefte ulaşılmak istenen noktanın önceden planlanması, yani bu aşamada almayı planladığınız arabanın fiyatının ne kadar olacağını belirliyor olmalısınız. Düşünelim ki istediğiniz arabanın fiyatı 3. yılın sonunda 250.000 ₺ değerinde olacak. Hali hazırda kullandığınız arabayı ise 120.000 ₺ ‘lik fiyata satmayı planladığınız için yatırımınız sonucunda 130.000 ₺’lik bir birikime sahip olmanız gerektiğini hesaplıyorsunuz. Yatırımınıza düzenli olarak aylık 2.500 ₺ eklemeniz ve yatırımınızın yıllık %24’lük düzenli bir getiriyi size vermesi durumunda hedefinize ulamış olursunuz.

Hedefimizi, gelir-gider durumumuzu ve yatırıma yönlendirebileceğimiz tutarı belirledik. Yani hedefli yatırımda uyulması gereken tüm yatırım adımlarını gerçekleştirdik. Bu aşamada ise gitmemiz gereken en doğru yol, alabileceğimiz risk doğrultusunda en uygun portföyü oluşturmaktır.

 

 

Emeklilik Yatırım Fonları Performans Raporu Özet

COVİD-19’un bireysel emeklilik sisteminde de etkili olduğu görülmektedir. 2019 yılı bireysel emeklilik sisteminde en çok geri dönüşün yaşandığı yıl olmuştu. Daha önceki dönemlerde bireysel emeklilikten çıkış yapan katılımcıların yüzde 16’sının 2019 yılında tekrar sisteme dahil olduğu görülmüştü. Bu oran daha önceki yıllarda yüzde 8 civarındaydı. Bu hızlı ivmenin ardında bireysel emeklilikteki yüksek getirilerin yer aldığını söylemek yanlış olmaz. Ancak, 2020 yılı ilk altı ayında salgının tırmanışa geçmesi ile beraber bireysel emeklilik sistemindeki katılımcı sayısında düşüşler yaşandı. Bu düşüşlerin ardında yatan nedenler incelendiğinde sebebin sistemden çıkıştaki hızlanma değil, yeni girişlerdeki düşüş olduğunu tespit ediyoruz. Emeklilik şirketlerinin sisteme yeni katılımcı edindirmek üzere sürdürdükleri faaliyetlerin, özellikle yüz yüze görüşmelerin yapılamamasının bu düşüşte önemli etkisi olduğu düşünülmektedir. Öte yandan, içinden geçtiğimiz dönemin kişilerin tüketim ve harcama alışkanlıklarını değiştireceği ve önümüzdeki dönemlerde birikime verilen önemin artacağı düşünülmektedir. Ülkemizde insanların bu birikimlerini yönelteceği en önemli alanlardan birisinin bireysel emeklilik sistemi olacağı söylenilebilir.

1-Bireysel emeklilik sisteminin makro görünüşü

2020 Haziran ayı sonuna bakıldığında BES yaklaşık 6,8 milyon kişi ve 138,9 milyar TL’si gönüllü BES, 5,5 milyon kişi ve 9,9 milyar TL’si OKS (otomatik katılım sistemi) olmak üzere toplamda 148,8 milyar TL’lik portföy büyüklüğüne ve yaklaşık 12,3 milyon katılımcıya ulaşmıştır. 2019 sonuna göre kıyaslandığında gönüllü BES katılımcı sayısında azalma görülürken, otomatik katılım sistemindeki kullanıcı sayısında artış gözlemlenmiştir. Günümüzü 2012 yılıyla kıyasladığımızda, BES’e devlet katkısının gelmesiyle birlikte portföy büyüklüğü yaklaşık 7 kat büyümüş, katılımcı sayısı da 2 kat artmıştır.

Tarih Portföy Büyüklüğü (TL) Artış Oranı (yüzde) Katılımcı Sayısı Artış Oranı (yüzde)
31.12.2012 20.342.723.283 3.128.130
31.12.2013 26.362.540.163 29,6 4.153.055 32,8
31.12.2014 38.029.205.201 44,3 5.092.871 22,6
31.12.2015 48.211.017.130 26,8 6.039.300 18,6
31.12.2016 60.689.974.188 25,9 6.627.025 9,7
31.12.2017 77.849.252.427 28,3 6.922.615 4,5
31.12.2018 88.529.206.058 13,7 6.875.886 -0,6
31.12.2019 119.447.587.200 34,9 6.871.131 -0,07
30.06.2020 138.874.031.950 16,3 6.837.292 -0,49

Tablo – Gönüllü BES Portföy Büyüklüğü ve Katılımcı Sayısı

2-Emeklilik yatırım fonlarının performans analizi

Emeklilik yatırım fonlarının performans analizinde öncelikle Gönüllü BES fonları incelenmiştir.

Bu kısımda fonların kategori ayrımı dikkate alınarak getirilerinin kıyaslanması ve kategori ayrımına başvurmadan fonların ağırlıklı ortalama getirileriyle diğer farklı yatırım araçlarının karşılaştırılması yapılmıştır.

Gönüllü BES fonlarının getirileri üzerine yapılan ve son 10 yılı, 5 yılı ve 2020 ilk 6 ayı kapsayan performans analizi ise 3 alt başlığı kapsamaktadır. Bunlar;

  • Fonların ortalama net getirileri ile tüketici fiyat endeksi (TÜFE) kıyaslaması
  • Mevduat faizleri ve borsa endeksleri kıyaslaması
  • Fonların karşılaştırma ölçütleriyle getiri kıyaslamasıdır.

OKS fonlarının getirilerinin performans analizinde ise, bu fonlar yeni kurulduğu için kurulduğu tarihten itibaren dikkate alınarak TÜFE ile kıyaslanmıştır.

İlginizi çekebilir: Para Tasarrufu Yapmak İçin Pratik 8 İpucu

Emeklilik Yatırım Fonlarının Getirilerinin TÜFE ile Karşılaştırılması

Uzun ve kısa vadeli getiriler incelendiğinde, Gönüllü BES emeklilik fonlarının ağırlıklı ortalama net getirilerinin BES başladığı tarihten itibaren, son 10 yıllık dönemde, son 5 yıllık dönemde, 2020 ilk 6 aylık dönemde TÜFE’ye göre sırasıyla yüzde 313, yüzde 100, yüzde 59 ve yüzde 7,5 puan daha yüksek getiri sağlamıştır. Bu verilere göre Gönüllü BES emeklilik fonlarının net getirilerinin enflasyona yenilmemiştir.

OKS emeklilik fonlarının TÜFE’ye karşı durumu incelendiğinde ise başlangıçtan bugüne yüzde 6,9 ve 2020 ilk 6 aylık döneminde yüzde 1 olmak üzere TÜFE’ye karşı üstünlüğü gözlemlenmiştir. Kategori bazında yapılan değerlendirmelere göre de, OKS fonlarının değişken katılım, standart katılım ve standart kategorilerinde TÜFE’nin üzerinde performans gösterdiği, fakat başlangıç katılım fonları ve başlangıç fonlarının ise TÜFE’nin altında seyrettiği gözlemlenmiştir.

Emeklilik Yatırım Fonlarının Getirilerinin TÜFE ile Karşılaştırılması

Emeklilik yatırım fonlarının getirilerinin kategori bazında incelenmesi

Başlangıçtan itibaren, son 10 yıllık dönemde, son 5 yıllık dönemde ve 2020’nin ilk 6 aylık döneminde:

  • En yüksek getiriyi kamu dış borçlanma fon kategorisi ve en düşük getiriyi standart ve para piyasası fonları sağlamıştır. Tüm kategorilerde TÜFE’nin üzerinde getiriler gözlemlenmiştir (başlangıçtan itibaren).
  • En yüksek getiriyi kamu dış borçlanma araçları fon kategorisi ve en düşük getiriyi ise kamu borçlanma araçları fonları kategorisi getirmek üzere; hisse senedi, borçlanma araçları, kamu dış borçlanma araçları, katılım ve para piyasaları kategorilerinin ağırlıklandırılmış ortalama net getirileri TÜFE’nin üzerinde seyretmiştir (son 10 yıl).
  • En yüksek getiriyi kıymetli maden kategorisi ve en düşük getiriyi standart ve kamu borçlanma fonları kategorisi getirmek üzere; katılım, kamu dış borçlanma araçları, hisse senedi ve kıymetli maden fon kategorileri TÜFE’nin üzerinde getiri sağlamıştır (son 5 yıl).
  • Son 6 aylık döneme baktığımızda ise; en yüksek getiriyi kıymetli maden kategorisi, en düşük getiriyi ise hisse ve para piyasa fonları sağlamıştır.

İlginizi çekebilir: Çocuğum İçin Birikim Yapmanın Yolları

Emeklilik Yatırım Fonlarının Getirilerinin Mevduat Faiziyle Karşılaştırılması

Emeklilik fon getirilerinin mevduat faiz oranları ile karşılaştırılmasına göre; fonların net getirisi mevduat faiz oranları ile kıyaslandığında, tüm dönemlerde ağırlıklı ortalama fon getirilerinin mevduat faizlerinin üzerinde olduğu görülmektedir. 2020 yılının ilk 6 ayını incelendiğinde ise, fonların mevduattan yüzde 9,4 fazla getiri sağladığı gözlemlenmiştir.

Ayrıca tüm dönemler (başlangıç, son 10, 5 yıl) için hisse senedi emeklilik fonları birikimli ağırlıklandırılmış ortalama net getirileri, BIST-100 fiyat Endeksi ile karşılaştırıldığında daha yüksek getiri elde ettikleri bulunmuştur.

  Fonların Ağır. Ortalama Getirisi

(yüzde)

Mevduat, Net (yüzde)
Başlangıçtan İtibaren 638% 580%
Son 10 yıl 253% 143%
Son 5 yıl 133% 75%
2020/6 aylık 13% 4%

İlginizi çekebilir: 3 Adımda Finansal Hedefler Nasıl Belirlenir?

Emeklilik Yatırım Fonlarının Getirilerinin Karşılaştırma Ölçütleriyle Kıyaslanması

BES fonlarının kategori bazında 2020 yılının ilk 6 aylık ağırlıklandırılmış brüt getirileri karşılaştırma ölçütleriyle kıyaslandığında: Başarı oranı en yüksek kategoriler katılım, kıymetli maden ve kamu dış borçlanma fonları olmuştur. Ayrıca karşılaştırma ölçütünün getirisinden daha düşük getirisi olan fon kategorisi de bulunmamaktadır.

Fon Kategorisi Fonların 2020/6 Aylık Brüt Getirisi (yüzde) Karşılaştırma Ölçütlerinin 2020/6 Aylık Brüt Getirisi (yüzde) Fark (yüzde) Başarı Oranı (yüzde)
Toplam 14,7 13,0 1,7 77%
Borçlanma Araçları Fonları 10,8 9,7 1,0 83%
   Kamu Borç. Araç. Fonları 8,3 7,2 1,1 81%
   Kamu Dış Borç. Araç. Fonları 13,5 12,6 0,9 86%
Hisse Senedi Fonları 4,2 1,7 2,5 64%
Değişken & Karma Fonlar 6,8 5,5 1,2 80%
Kıymetli Maden Fonları 35,9 33,3 2,5 88%
Katılım Fonları 29,2 25,5 3,8 95%
Para Piyasası Fonları 5,0 5,0 0,0 31%
Standart Fonlar 7,6 6,8 0,8 75%

 

BİRİKİMLERİNİZE İYİ GELİR!

Birikimlerinizi en iyi şekilde yönetmek için
HEMEN BAŞLA
close-link
GELECEĞİNİZE İYİ GELİR!
Birikimlerinizi akıllı portföyler ile katlayarak geleceğinizi garanti altına alır.
HEMEN BAŞLA
close-link

Birikimlerinizi En İyi Şekilde Yönetin

İyi Gelir ile size sunduğumuz portföyleri uygulayın, yaptığınız yatırımları ve porföyünüzün durumunu istediğiniz gibi takip edin
HEMEN BAŞLA
close-link
Bana tıkla